15 Ağustos 2009 Cumartesi

İstanbul'da Baklava Keyfi

İstanbul'da güzel bir baklava yemek istiyorsanız gitmeniz gereken yer kime sorsanız Karaköy Güllüoğlu olacaktır. İstanbul'un pek çok yerinde Güllüoğlu şubelerine rastlamak mümkün, fakat Karaköy Güllüoğlu bir tane ve diğer Güllüoğlu şubelerinden bağımsız:)
Zaten dükkanın önündeki "Karaköy'den başka yerde şubemiz yoktur." yazılı tabela ve broşürlerde de görebileceğiniz yazılar bunu hatırlamanız için vurguluyor.
1949'dan bu yana aynı yerde hizmet veren Güllüoğlu gecenin geç saatlerinde bile müşterilerle dolu. Yalnız baklavaya o kadar çok rağbet var ki çok geç bir saatte giderseniz bütün baklavaların tükendiği haberiyle sarsılabilir ve baklava ziyafetinizi bir başka sefere bırakmak zorunda kalabilirsiniz:)
Biz en son gittiğimizde son baklavaları aldık ve bizden sonra gelen bir grup baklavaseverin hüsranına tanık olduk. Yaz günlerinde baklavanın üzerine dondurma da çok güzel gidiyor.
Şimdi bahsederken bile canım çekti açıkçası. Gerçekten çok lezzetli. Ayrıca dükkanın dekorasyonu da çok hoş. Uzun lafın kısası benim de sizin de canımız baklava çekmişken gelin Karaköy Güllüoğlu'nu en yakın zamanda ziyaret edelim:) Şimdiden afiyet olsun..

31 Temmuz 2009 Cuma

İstanbul Türkiye içinde, Türkiye İstanbul içinde:)

Miniaturk
Evet Türkiye İstanbul'un içinde! Ama sığması için biraz küçültülmüş şekilde:) Tabi ki Miniaturk'ten bahsediyorum. Miniaturk 2003 yılında Haliç - Sütlüce'de açılmış ve içerisine Türkiye'nin önemli yapılarının maketleri yerleştirilmiş olan bir açıkhava müzesi. Özellikle İstanbul'dan çok sayıda eser yer alıyor. Boğaz Köprüsü'nün de içinden geçilebilecek boyutlarda bir minyatürü var. Etrafında da boğaz kıyısındaki önemli binaların maketleri bulunuyor. Topkapı Sarayı, Sultanahmet, Aya Sofya, Galata Kulesi, Yerebatan Sarnıcı ve daha bir çok İstanbul şaheserini de görmek mümkün:)
Tabi diğer şehirlerden de çok güzel yerlerin minyatürleri burada yerini almış. Örneğin Çanakkale Şehitliği, Balıklı Göl, Safranbolu Evleri, Mardin Evleri, Kapadokya..
Hatta sadece Türkiye'yle de kalmayıp ülkemizin dışındaki Türk İslam eserlerinin de maketleri yapılmış. Ecyad Kalesi, Mostar Köprüsü vs. Ayrıca Miniaturk'ün güzel bir sloganı da var:) "Türkiye'nin Vitrini"! Gerçekten de o görevi görüyor ve insanda bütün Türkiye'yi gezme isteği uyandırıyor burası.
Benim de örneğin Mardin'e ve Urfa'ya hiç gitmediğim için gezgin ruhumdan utanmama ve en kısa zamanda buraları da gezmeyi istememe bir kez daha sebep olduğunu söyleyebilirim:) Biz aslında Miniaturk'e ilk açıldığı zamanlar gitmiştik, sonra uzun bir süre gitmedik. Fakat bu ay, 10 günlüğüne bize misafir olan Arnavut arkadaşım Erga'yı gezdirmek için yeniden gittik ve eskiden gittiğimizde eksik olan bazı şeylerin tamamlandığını gördük. Yeni maketler eklenmiş ve her maketin başında eser hakkında çeşitli dillerde sesli bilgi veren küçük makineler koyulmuş. Biletinizi makinelere okutuyorsunuz ve bilette seçilen dile göre bilgi verilmeye başlıyor. Yabancı turistler bu sayede zorluk çekmeden kendi dillerinde ses kayıtlarını dinleyebiliyor. Bu küçük ayrıntı benim hoşuma gitti:) Yalnız burası bir açıkhava müzesi olduğu için güneşli bir günde gidiyorsanız yanınıza mutlaka şapka vb. eşyalar alın:) Biz gittiğimizde gerçekten çok sıcaktı. Miniaturk'te maketlerin dışında güzel oyun alanları da var. Ayrıca bazı önemli eserlerin 3 boyutlu görüntülerinin bulunduğu ışıklandırılmış kristallerin sergilendiği bir bölüm de yeni açılmış.

Böyle bir kristal sergisi dünyada ilk kez yapılmış. Küçük ama hoş. Bir de bana Panorama Müzesi'ni hatırlatan büyük bir Çanakkale Savaşı maketi vardı. Çizimler ve ses efektleri çok benziyordu. Onun da fotoğaflarını çektim. (Yukarıdaki Miniaturk albümünden bu fotoğraflara ve diğer tüm blog fotoğraflarıma bakabilirsiniz:)) Kısacası çok kapsamlı ve güzel bir müze Miniaturk. Adeta Türkiye'nin özeti. Gezin görün, derim:)

7 Haziran 2009 Pazar

Söz Verilen Boğaz Turu:)

Daha önce erguvanlarla ilgili yazıda daha güzel erguvan fotoğrafları çekebilmek için bir boğaz turu yapacağımıza söz vermiştim:) O haftasonu sözümü gerçekleştirdim fakat yine paylaşmaya vaktim olmadı bugüne kadar. Elime geçen ilk fırsatta gitmiş olmama rağmen erguvan zamanını yakalayamadım, sadece birkaç erguvan görüntüleme şansım oldu. Bu arada daha önce blogumda hiç boğaz turuyla ilgili birşeyler yayınlamadığımı fark ettim, ben de turda çektiğim boğaz fotoğraflarını paylaşmaya karar verdim:) Ayrıca Anadolu Yakası'ndaki yalıların ve genel olarak kıyı görüntüsünün Avrupa Yakası'ndan çok daha hoş ve iç açıcı olduğunu söylemeliyim. Bu turda bunu daha iyi fark ettim:) Ve turun muhteşem süprizi hızlarına yetişemediğimden dolayı fotoğraflarını çekemediğim yunuslar oldu! İki tane yunus önümüzde ikişer kere zıpladı. Hayatımda ilk defa boğazda yunus gördüm harikaydı:) Yanımdaki yetişkin insanlar da ilk defa görmüşler, o kadar seyrek bir durum yani. Tur çok güzeldi, havanın güzel olması da bizim için avantaj oldu. Bence İstanbul'da yaşayan herkes yılda en az bir kere boğaz turu yapmalı, güzel İstanbul görüntülerinin tadını çıkarmalı..


Beylerbeyi Sarayı

Küçüksu Kasrı

Kuleli Askeri Lisesi

Amcazade Yalısı (Boğazın en önemli yalılarından, 300 yıllık bir yalı)

Ortaköy Camii

Rumeli Hisarı

6 Haziran 2009 Cumartesi

Müjdelenen Fethin 556. Yıldönümü

Çok yoğun bir haftanın ardından sonunda bu dönemki bütün sınavlarım bitti. Geçen cumartesi Haliç'te İstanbul'un fethinin yıldönümü kutlamaları vardı, fakat çok yoğun olduğum için izlenimlerimi ve çektiğim fotoğrafları paylaşamadım. Geç de olsa şimdi paylaşıyorum:) Kutlamalar güzeldi ama çok trafik olduğu için maalesef başlarını kaçırdık. Haliç'e taşınan eski Galata Köprüsü'nden izlediğimiz havaifişek ve ışık gösterileri çok etkileyiciydi. Gösteri biterken, aslında İstanbul'un fethi çok daha kapsamlı programlarla kutlanmalı diye düşündüm. Çünkü gerçekten tüm İstanbullular ve İstanbulseverler için çok önemli bir gün. Büyük zaferin kazanıldığı gün.. Hz. Muhammed tarafından müjdelenen ve "İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur." hadisiyle onurlandırılan fethin gerçekleştirildiği gün.. Pek çok milletin kıskandığı ve kaybetmeyi hazmedemeyip hala "Constantinople" demekte ısrar ettikleri güzel şehrin, İstanbul'un fethedildiği gün.. Herkesin haberi olmalı, bir bayram gibi bilinmeli bence. Maalesef o kadar çok bilmeyen kişi vardı ki etrafımda, üzülmemek elde değil. Umarım kısa zamanda böyle konularda daha duyarlı oluruz.
Gösteri bittikten sonra Eyüp'e doğru yürüdük. Her yer çok kalabalıktı. Eyüp Sultan Camii'nin mahyaları da fetih kutlama mesajı veriyordu adeta:) Bir de caminin duvarının dibinde fetihten habersiz uyumaya çalışan bir yavru kedi vardı, onun da fotoğrafını çektim, çok şirin duruyordu:) Kısacası güzel bir geceydi.. Tüm İstanbulseverlerin fetih yıldönümü kutlu olsun:)

8 Mayıs 2009 Cuma

Erguvan Rengi, Erguvan Vakti!

Bahar geldi de geçiyor! Ve işte erguvanlar açtı:) Bu muhteşem renkli çiçekler dallarda o kadar güzel görünüyor ki.. Pembe çiçekler desem doğru olmayacak. Bu çiçekler pembe değil, mor değil, kırmızı değil. Erguvan rengi! Erguvana has bir renk. Çok canlı, çok güzel. Keşke her yer erguvanlarla dolu olsa, diyorum.

Bizim evin yakınlarında da, okulun yakınlarında da erguvan görmek pek mümkün değil. Biz de geçen gün okul çıkışında erguvanları görüntülemek ve güzel havayı değerlendirip biraz yürüyüş yapmak için Fethi Paşa Korusu'na gittik.

Korunun derinliklerinde dolaşırken yerlere dökülmüş, üzerlerine hiç basılmamış, taptaze erguvan yaprakları gördük. Gerçekten büyüleyiciydi..

Bir sürü fotoğraf çektim. Yazıdaki ve albümdeki tüm fotoğraflar bana ait. Aslında en çok istediğim boğaz manzarasıyla erguvanları birlikte görüntülemekti. Bir yerde bu isteğime yaklaştım ama hayalimdeki kadar çok erguvan yoktu manzarada.

Hem bu yüzden, hem de erguvanlarla ilgili yazılarda sık sık vurgulandığı için bir boğaz - erguvan turu yapmayı çok istiyorum. Eğer yaparsam orada çektiğim fotoğrafları da sizinle paylaşacağım.
Ayrıca erguvanları görüntüleyebilmek için son bir hafta kaldı! Bu fırsatı kaçırmayın derim:)

(Diğer fotoğraflar için Erguvan Albümüme bakın.)

15 Nisan 2009 Çarşamba

İstanbul'da Lale Mevsimi!!

Bahar geldi! Ve baharın gelmesiyle birlikte İstanbul'da lale mevsimi açıldı. Her yer rengarenk lalelerle dolu. Benim okulum Çamlıca'ya yakın olduğu için geçen gün okul çıkışı makinemizi de kaptık Çamlıca Tepesi'ne çıktık. O yüzden bu fotoğrafların hepsi Çamlıca'dan, ama İstanbul'un diğer yerlerinde de lalelere rastlamak mümkün..
Biz gittiğimiz gün hava çok güzeldi, bayağı şanslıydık yani. Bizden başka bir sürü kişi ellerinde fotoğraf makineleriyle laleleri çekiyordu. Özellikle profosyonel makineleriyle laleden laleye dolaşan insanlara çok imrendim açıkçası:)
Bir de lalelerin yanında uzanan bir kedi vardı ki onu o haldeyken çekmeyi çok istemiştim. Daha yakından çekmek için yavaşça yaklaşırken peşimden bağıra çağıra gelen bir çocuk yüzünden kedicik birden kalktı ve yavaş yavaş oradan uzaklaştı. Bu yüzden onu ancak yürürken çekebildim. Rahatını bozduğumuz için bize kızmış olmalı:)
Gerçekten çok çeşitli renklerde lalelerle doluydu tepe. Benim çok hoşuma gitti. Lale mevsimi geçmeden sizin de gitmenizi tavsiye ederim..

Posted by Picasa

8 Mart 2009 Pazar

Panorama 1453 - Fatih'in Parolası..

Aslında çok daha önce gitmeliydim Panorama 1453 Tarih Müzesi 'ne. Adı üstünde İstanbul'un fethi bu. 1453. Blogumda paylaşmak için oldukça elverişli bir konu. Ama fırsat olmadı bir türlü.. Sonunda bu cumartesi gittik. Panoramik fotoğraf çekimleri her zaman hoşuma gitmiştir. Bir kaç kez ben de denedim hatta:) Bu yüzden ilk duyduğumda müze hemen ilgimi çekmişti.. Başta İstanbul'un fethini canlandıran panoramik çizimlerden oluşan resim sergisi gibi ayrı aryı tabloların olduğu bir yer olarak düşünmüştüm müzeyi.. Ama çok farklıydı ve gayet etkileyiciydi. İnsanlar panorama kısmına grup grup alınıyor ve bir grup burada 10-15 dakika kadar kalıp çıkıyor ve yeni bir grup alınıyor. Bu kısmın girişinde merdivenlerden çıkar çıkmaz gökyüzünü görüyorsunuz. Fakat bu bir çizim! Işıklandırmanın etkisiyle bulutların arasından kendini gösteren güneş çizimi çok doğal bir biçimde parlıyor. O kadar gerçekçi ki.. Kata tamamen çıktığınızda bir kubbenin altında olduğunuzu fark ediyorsunuz. Etrafınız 360 derece savaş sahnesi. Surlar, toplar, askerler, sancaklar ve beyaz atıyla Fatih Sultan Mehmet.. Bir kubbenin içine çizilmiş bu fetih tablosunda surlardan düşen insanlar, yıkılan duvarlar, koşturan atlar, hatta çok arka planda kalmış bir surun üstündeki askerler bile tüm ayrıntısıyla resmedilmiş. Patlama sesleri duyuluyor, mehter marşı gibi müzikler çalınıyor fonda. Her yerin fotoğrafını çektim. Bu bölümden çıkınca gezilen katta kubbenin iki küçük maketi vardı, onlar da çok ayrıntılıydı. Katlardaki duvarlarda İstanbul'un fethiyle ilgili yazılar ve resimler vardı fakat yazılar çok küçük puntolu ve uzundu. Bence müzenin tek sorunu da buydu. İnsanların ilgisini çekecek şekil ve tasarımda, daha özet halinde ve büyük puntolu yazılar olsaymış daha güzel olurmuş bence. Duvarlarda yer yer plazmalar asılmış, buralarda fetihle ilgili animasyon film gösteriliyor. Müze çıkışında bu filmin cd'sini alabiliyorsunuz.. Çok emek verilmiş bir müze olduğu belli oluyor, çizimler gerçekten harika. Ayrıca Türkiye'nin ilk panoramik müzesi, dünyanın da ilk kubbeli panoramik müzesiymiş. Yapımı 3 yıl sürmüş.. 4 ressam çalışmış.. Duvarlardaki panolardan birinde şöyle yazıyordu; "Fatih'in Parolası: İmkansızı başarmak.." Alınacak çok ders var.. İstanbul'un fethinin ne kadar zor ve etkileyici olduğunu anladım.. Gitmenizi mutlaka tavsiye ederim..