31 Mart 2008 Pazartesi

İskoç Dostlarımla Keyifli Bir İstanbul Turu:)

Bugün güzel bir gün:) Geçen hafta sınav haftamızdı ve ilk defa bu gün okulda rahat bir nefes alma fırsatımız oldu. İnsanın dersi mersi olmayınca da gönül rahatlığıyla bilgisayarının başına geçip blogunu güncelleyebiliyor:) Söylediğim gibi geçen hafta sınav haftasıydı. Ondan önceki hafta da pek okula gittiğim söylenemez. Yanlış anlaşılmasın, okulu astığım filan yok:) Bir proje kapsamında okulumuza Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden öğrenciler geldi ve bazı öğrencilerin de bu misafirleri gezdirmeleri istendi. Ben de bu öğrencilerden biriydim. Bizim gezdirmemiz gereken üç İskoç kız ve bu kızlardan birinin annesi vardı.
Kızlar ilk günlerde bize soğuk davranıyorlardı. Türkiye hakkında geniş bilgileri olmadığı için biraz ürkeklerdi. Fakat beraber zaman geçirdikçe bize alışmaya başladılar ve çok eğlenceli vakit geçirmeye başladık. Beraber gezdiğimiz bir kaç yerden bahsedeyim diye düşündüm. Mesela Sultanahmet Camii, Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı, Topkapı Sarayı, Kapalı Çarşı...
Bu yerlerin hepsine daha önce pek çok kez gittim tabi ama başkalarını gezdirmenin zevki bir başka oluyor. Misafirlerimiz sanırım en çok Beylerbeyi Sarayı'nı beğendiler ama onu daha önce anlattığım için tekrar anlatmayacağım. Ayrıca Yerebatan Sarnıcı da bayağı ilgilerini çekti. Osmanlı'nın suyunu depolamak için böyle saray gibi bir yer kullanması onları şaşırttı. Topkapı Sarayı'nı da beğendiler ama çok büyük olduğu için orayı bir bütün olarak saraya benzetemediler ve galiba gereğinden fazla büyük olduğunu düşündüler:)
Sultanahmet'i daha önceden biliyorlarmış. Bilmelerine şaşırmamak gerek tabi ne de olsa Sultanahmet İstanbul denince akla gelen ilk yerlerden biri.
Ayasofya onların kültürlerine daha yakın olduğundan dolayı oradaki süslemelerden daha çok hoşlandılar. Ayasofya'da duvardaki bazı resimlerin yanında flaş kullanmanın yasak olduğu yazıyordu. Normalde hep Türk insanı bu tür kurallara uymaz, yabancılar uyar diye düşünülür ama Ayasofya'da Türkler flaşlarını kaparken Çinlilerin ikazlara hiç kulak asmaması bana çok ilginç geldi.

Kapalı Çarşı'da da renkli dükkanlar ve satıcıların samimi davranışları misafirlerimizi eğlendirdi. Tabi burda kazıklanmamak için çok dikkatli olmak gerektiğini bizden öğrendiklerinden çok da rahat alışveriş yapabildikleri söylenemez.
Ayrılık vakti geldiğinde vedalaşmak hiç de kolay olmadı. İlginç olan şey, başlangıçta bu kadar soğuk olan İskoç arkadaşlarımızın vedalaşırken resmen ağlaması oldu... Bize sık sık teşekkür ettiler ve hiç ülkelerine geri dönmek istemediklerini, İstanbul'u çok özleyeceklerini söylediler. Onların yaşadıkları yerlerde bu kadar çok gezecek görecek yerler yokmuş. Ben de bir daha İstanbul'a gelmelerini çok isterdim.Bu da onların fotoğrafları. Soldan Sağa:) Aileen & Ella & Rhia
Bana ilginç gelen bir başka olay ise misafirlere Kız Kulesi'nden bahsettiğimde şaşırmaları ve böyle bir yeri daha önce hiç duymamadıklarını söylemeleri oldu. Halbuki İstanbul'a gelmeden önce blogumu ziyaret etselerdi böyle mi olurdu:)